Aşağı yurda göçüleceği sevinciyle yatağımdan kalktım hemen üzerimi giyindim. Zaten akşamdan o heyecanla yatmıştım. Kalktığımda, baktım ki eşeklerin kürtünleri çekilmiş, ipleri takılmış, çadır yüklenmeye başlanmış bile. Yataklar, çullar, kilimler yüklendi. Tavuklar ayaklarından biri birlerine bağlanmak suretiyle kır eşşeğin üzerindeki yüke asıldı. Havva anam rahmetli (Allah cc ganin gani rahmet eylesin) Cücükleri (civciv) sahan küleğin (tahta külek) içine koyup küleği eline aldı. Buzağılar inekler ile karıştırılmak suretiyle yola sürüldü. Ee...h büyük bir coşku ve heyecanla, cangır cungur, obanın göçü yazıya üsten aşağı düzüldü. Yazının döleği, sonra Ilgıyirin döleği geçilidi, Hüceğin bayır inilip, Güccükyokuşun bayır çıkıldı. İşte yurt konacağımız Köse ğilin sarıçalı buraymış. Göçler yıkıldı, tavuklar iplerinden çözülüp tarlaya salındı, cücükler ortalığı bırakıldı, buzağılar bağlanıp inekler dağa sürüldü, Çadır yurdun duvarına serilip direkleri dikildi, Çadırın ipleri gerilip taşlara bağlandı. İşte sana çadır hazır. Çocukluk buya çadırın içine gir yat ve yuvarlan. Çullar üzerlerine kilimler serildi. Yataklar, kap- kaşık çadırın içine taşındı. Kaşıklık, tuzluk ve biber kabı direklere asıldı. A.... baktım insanlar dağa taşa dağılmışlar, ne yapıyorlar ki? Biraz sonra anladım. Ocak kuruldu ya ocakta ne yakılacak? Her kez odun topluyormuş..
Şimdi dört gözle bekliyorum. Öğleden sonra davar gelecek, kadınlar davarların sütünün bir kısmını sağacak sonrada görpe gelecek davara karışıp yavrular analarının memesinde kalan sütü emecekler.
E...... görpenin davara karışması nasıl heyecanlı olur bilirmisiniz? Ancak yaşayan bilir.
Birinci gün oba çok kalabalıktı, ikinci gün büyüklerden pek kalan olmamış.
Sadece biz çocuklar ve yaşlı sayılacak kadınlar ve erkekler kalmış. Bizimkiler Ayvetçardağında çift sürüyorlar ama orası yurda çok uzak. Ta....... şu tepenin arkasında. Tepenin başına çıksam gözükürmüş ama oraya ben nasıl çıkacağım, çıkamamki. Amemin Ahmet (Allah rahmet eylesin) ile çalıların arasında oynuyoruz, evcik yapıyoruz, kertic (kertenkele) kovalıyoruz, kuzuoğlak, tavşanekmeği toplayıp yiyoruz. Hertaraf mis gibi pırıl pırıl. Toprak, ot, çiçek ve yeni tomurmuş meşe yaprakları öyle bir koku cümbüşü oluşturmuşki nefes aldıkca insanan tekrar tekrar ve derin nefes alası geliyor.
Bian baktım abam bırçakcının alt tarafından hüceğin gölüne gidiyor. Birden Ahmede dönüp
“Ha.., Ahmet bak, abam (Allahım rahmetin bol) bizim atları hüceğin gölüne sulamaya götürüyor. Hadi gidelim orada sarı taya (kulpağa satılan) bineriz.”dedim.
Hadi bakalım yola düştük dabul dubul, güççük yokuşun bayırı indik, hüceğin bayırı çıktık gölün başına vardık.
Abam bizi görünce:
“Vay gadasını aldıklarım buraya nasıl geldiniz yoldan yolakdan korkmadınızmı?”diyerek ikimizi iki kolundan kucağına aldı, sonra bağrına bastı öptü, öptü. Sanki içimizi okumuş gibi “gelin sizi ata bindireyim” deyerek sarı ata doğru yöneldi ama biz sarı tayı istiyoruz. “Gadasını aldıklarım o daha alışmadı sizi düşürür alışsın sonra çok binersiniz,” “yok illede ona bineceğiz”.Atabindik ama sarı taya binemedik.
Bu yurdun süresi bir hafta ya da on gündür, mevsimin durumuna bağlı.
02.05.2008
B. Aydoğan