12 . Yüzyılda horasandan anadoluya gelen horasan erenlerinden Şeyşaban Veli Hazretleri, o dönem Romalıların Yaşadığı bu Köy civarında hem Türkmenlik yapmış hemde irşad hizmetini sunmuştur. Zamanla Rumların gerek İslamlaşması gerek bu yöreyi terk etmesi ile Şeyhşaban veli hazretleri Roma hazu etrafına yerleşerek köyü buraya kurmuştur.
Günümüze kadar anlatıla gelen Selçuklu Hükümdarı Alaattin Keykubatın sefere çıkışında bugünkü adı ile sultan sazından geçerken ordusunu ve atlarını doyurması kıssası Kerametlerinden birisi hep anlatıla gelmiştir(Sultan emir buyurur Şeyşaban veliye Ordu yakınızdan gçerken Hazırlık Yapılsın askerlerin ve atların yiyecekleri toplanıp hazırlasın diye, Bunun üzerine veli hazretleride bir ölçek bulgur biraz yağ bir ölçek arpa ve birazda saman alır yanına o gün gelince ovaya iner orduyu bekler ancak sultan hazırlıksız görünce Şeyşaban hazretlerine çok kızar veli hazretleri de kazanı kurdurur pilav pişer askere dağıtmaya başlar tüm asker doyar ama hala kazanda pilav tükenmez ve aynı şekilde atlarına dağıttığı arpa ve samanda tüm atlara yeter bunu gören sultan çok memnun kalır ve veli hazretlerine benden bir dileğin var mı diye sorar veli hazretleri de sürülerini otlatacak kadar bir yer talep eder sultan da o gün bir deri üzerine köyün geniş bir haritasını çizer ve mührünü basar böylece köy o yıllarda kurulmuş olur.) Köyün Roma dönemi tam bilinmiyor ancak resmi tarihi kazı çalışmaları yapılırsa ne kadar eski bir yerleşim yeri olduğu ortaya çıkar. Yapılan kaçak kazılardan çıkan eski para ve eski eserlerden çok eski tarih olduğu anlaşılmaktadır.
Köy 1980 li yıllara kadar burada yaşamış 1970- 1978 arası köyden Kayseri ye epey göç vermiştir kalanlar ise şimdiki yaşanan karataş mevkine devletin kurduğu afet evlerinde yaşamlarını sürdürmekteler
Ancak baharla birlikte tüm köylü eski köye ve yaylalara çıkmakta taki havalar soğuyuncaya kadar.